Türkiyenin En Güzel Türkçe Forumu
Lütfen Giriş yapın Tense'lerde kayit olun.

Türkiyenin En Güzel Türkçe Forumu

Lütfen Chat Kurallarını Okumadan Chate Giriş Yapmayın
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Türkçe'nin kökeni

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Büşra
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı : 102
Doğum tarihi : 29/10/96
Kayıt tarihi : 28/03/10
Kadın Akrep Yaş : 21
Nerden : İSTANBUL
İş/Hobiler : ÖĞRENCİ

MesajKonu: Türkçe'nin kökeni   C.tesi Nis. 10, 2010 12:35 pm

Türkçe'nin kökeni
Bilgisev tarafından Paz, 19/10/2008 - 07:45 tarihinde gönderildi. Bilim
Türkçe’miz, dış dünyadan etkilenen ve dış dünyayı anlamlandırmaya çalışan insan tarafından üretilmiş en eski dillerden biridir. Bu ifade ilk bakışta fazla iddialı bir sav gibi görünebilir. Ancak Türkçe’mizin iç ve dış yapısı incelendiğinde hem çok eski bir dil olduğu, hem de çok mantıklı, tutarlı olduğu görülecektir. İç yapıdan kasıt sözcüklerin içerdikleri anlam, dış yapıdan kasıt ise sözcüklerin biçimlenişi ve cümle içinde yerlerini alışlarıdır. Yani Türkçe hem öz hem de biçim olarak incelenmeye değer bir dildir.

DİLDEKİ SİMETRİ

Her dil birtakım kurallar içerir. Hiçbir dil kuralların şaşmazlığı bakımından Türkçe ile yarışamaz. Türkçe’mizde kural dışı yapılar son derece azdır. Türkçe’nin kurallarını inceleyen batılı dil bilimciler dilimizdeki kural şaşmazlığını öve öve bitiremezler. 1823-1900 yılları arasında yaşamış dil bilimci Max Müller : “Türkçe grameri okumak bile bir zevktir. Kiplerdeki hünerli tarz, bütün çekimlerde hakim olan kıyasılık, şekillerde baştan başa görülen bir saydamlık, dilde parıldayan insan zakasının bu harika kudretini duyanları hayrete düşürmekten geri kalmaz” demiştir (1). Sözünü ettiği özellikler Türkçe’mizin dış yapısı ile ilgilidir. Ancak sözcüklerin taşıdıkları anlam da incelendiğinde ayrı bir derinlik olduğunu da görmekteyiz.

Her dil bir iletişim aracı olarak seslerden yararlanır ve kulağa hitap eder. Eğer kulağa gelen sesler hoş ve dengeli (harmonik) iseler o dil estetik bir dildir. Dile ait bir tavır alınacak olursa öncelikle kulağa gelen seslere dikkat etmek gerekir. Estetik tavır, duyusal temele dayalı bir tavırdır. “Estetik tavır, bireysel varlıkla, ya da tek tek ‘burada ve şimdi’ bulunan var olanla ilgilidir, genel kavramsal nesnelerle değil.”, der İsmail Tunalı, ESTETİK adli kitabının 28 inci sayfasında (2). Bu tanımdan hareketle Türkçe’yi ilk kullanan insanların (ön Türklerin) doğaya estetik bir tavırla baktıklarını söyleyebiliriz. Zira hem doğal seslerden yararlanmışlardır hem de bu seslerden yeni sözcükler türetirken dengeye ve ses uyumuna önem vermişlerdir.

Türkçe konuşan ilk insanlar tek heceden oluşan doğal seslere anlam yüklemişlerdir. Bu tek heceli sözcüklere ‘kök sözcükler’ demekteyim. Kök sözcükler birincil şekillerdir. Kök sözcüklerin temel kavramları içermeleri gerekir. Bu temel kavramlar gündelik yaşamda esas olan ve gündelik yaşamın parçası olarak karşımıza çıkan ‘burada ve şimdi’ ile ilgili kavramlardır. Örneğin doğada görülen çeşitli oluşumlar (ay, su, göl..), insan vücudu ile ilgili uzuvlar (el, kol, baş, göz...), canlı yaratıklar (ana, ata, at, kuş, ayı.....), eylemler (koş, al, gir, in....)ve nesneler (ok, taş, yay, saz....) şeklinde temel kavramlardır. Düşünce ürünü olan kutsal kavramların tümüne ise kısaca ‘kut’ demişlerdir.

Kök sözcüklere takılar ekleyerek oluşturdukları yeni sözcükler ise ikincil kavramlar olarak karşımıza çıkar. Birincil kavramların kaynağı büyük çapta doğadır. Doğadaki sesleri yansıtarak pek çok kök sözcük üretilmiştir Türkçe’mizde. Bu sözcüklere ‘Ses Yansımalı’ sözcükler adı verilir. Hamza Zülfikar TÜRKÇEDE SES YANSIMALI KELİMELER adlı bir kitap yayınlamıştır. Kitabının 91 inci sayfasında şöyle der (3) : “Ses yansımalarında en küçük biçimler olan birincil köklerden türlü genişletmeler ve türetmelerle yeni biçimler kurulurken yapıda karmaşık olmayan, kurallara bağlı bir işleyişin varlığı görülür”. Şu halde Türkçe’miz eklemeli bir dildir. Tüm Asya dilleri eklemeli dillerdir. Bizim de üyesi olduğumuz dil gurubuna Altay dil gurubu denir. Ancak Asya kökenli Ural dil gurubu, Çukçi-Kamçatka dil gurubu ile Eskimo-Alauç dil gurupları da eklemeli dillerden oluşurlar. Altay dil gurubuna Türkçe’mizden başka Korece, Japonca, Moğolca, Tunguz dili ile daha birçok Asya dili girer. Bunlardan daha ilerde söz edilecektir. Ancak tüm bu diller içinde ses yansımalı sözcük bakımından en zengin olanı Türkçe’mizdir.

Örneğin iki sert cisim birbirlerine çarpıştırılırsa ‘ÇAK’ diye bir ses çıkar. Bu doğal sesten bakın ne tür sözcükler üretmişlerdir atalarımız: Çakar, Çakar almaz, Çak çuk et, Çakıl, Çakı, Çakıldak, Çakıştır, Çakıltı, Çakmak, Çakır çukur, Çakırdaklı, Çakkadak, Çakmur, Çakırıntı...vs. Benzer şekilde bir cismi diğerine çarptırma eyleminden ortaya ‘TAK’ sesi de çıkar. Bu kök sözcükten türeyen ikincil şekillere bir göz atalım: Takılat, Takırdat, Takırtı, Takıntı, Takur, Takla, Tak tak kolu, Takagan, Tak tuk etme, Takır tukur, Takılcak...vs.

Türkçe’deki bu ifade tarzı doğaya estetik bir tavırla bakışı yansıtır. Türk dilini kullanan ve geliştirmiş olan insanlar bu tavrı dillerinde yansıtırken sözcük içi biçimlere ve cümle düzenine, cümle kuruluşuna ve cümle içindeki sözcükler arasındaki denge ile simetriye önem vermişlerdir. Simetriden kasıt ard arda, koşut (paralel) veya zıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla anlam zenginliği kazandırmaktır. Bu tür sözcüklerde “Tekrar Simetrisi” bulunur.

Bir sözün bir-iki harfini değiştirip kafiyeli bir deyim üretmek hem anlam zenginliği yaratır hem de kulağa hoş gelir. Bu tür ifadeler Türkçe’de çoktur ve “Tekrar Simetrisi” içeren, kulağa hoş gelen, estetik deyimlerdir. Örnekler: Açık-saçık, çoluk-çocuk, kırık-çıkık, tek-tük, sere-serpe, karış-kuruş, yorgun-argın, akça-pakça, takır-tukur, peş-peşe, ard-arda...vs. Her bir deyim sözcüklerin basit anlamından öteye daha derin ve geniş anlamlar içerirler. Birinci örnekte “Açık-saçık bir kıyafet” dediğimizde kıyafetin hem açık hem de dağınık, düzensiz ve göze hoş gelmeyen anlamlarını da ifade etmiş oluruz. Keza “çoluk-çocuğa karıştı” dediğimizde ‘çocuklarıyla tüm vaktini harcıyor, başka iş yapmaya vakit bulamıyor’ düşüncesini de ifade etmiş oluruz.

Bir de zıt anlamlı sözcükleri tekrarlayarak “Karşıtlık Simetrisi” denebilecek deyimlerle anlam zenginliği üretilir. Örnekler: Dosta-düşmana, er-geç, giren-çıkan, olur-olmaz, irili-ufaklı, gide-gele, aşağı-yukarı, bata-çıka, eninde-sonunda, inişli-çıkışlı, sağa-sola...vs. Burada ikinci sözcük birinci sözcüğün zıt anlamlısıdır. İki zıt anlamlı sözcükten yepyeni ve her bir sözcükten daha derin bir anlam üretilmiş oluyor.

Daha önce sözünü ettiğim yansımalı sözcüklerde de zengin bir anlam yatmaktadır. Doğadaki sesleri taklit eden yansımalı sözcükler “doğaya simetrik” sözcüklerdir. Bu kök sözcüklerden üretilen ikincil kavramlar dile büyük bir zenginlik getirirler. Örnekler: Çatlak, patlak, fışkıran, öğüren,...gibi tek sözcükler veya şırıl-şırıl, mırıl-mırıl, şakır-şakır, gürül-gürül, gümbür-gümbür..şeklinde tekrarlı terimlerdir.

Görülüyor ki Türkçe’miz estetik bir simetri yaklaşımıyla anlam zenginliği üreten bir dildir. Bu simetri doğadan kaynaklanan bir öz yapı olup Türkçe’nin çok eski ve aynı zamanda çok doğal bir dil olduğunun işaretidir. Pozitif bilimler, aynen Türkçe gibi, doğadan kaynaklanan ve doğadaki simetrileri bulup çıkarmaya çalışan disiplinlerdir. Şu halde Türkçe’ye bilimsel ve estetik bir dil denilebilir. Ayrıca Türkçe’mizdeki sözcük sayısına bakarak zengin veya fakir bir dil olduğuna karar vermek yanlıştır. Zira tekrar kullanarak veya zıt anlamlı sözcükleri bir araya getirerek yeni anlamlar üretmekteyiz.

Kaynaklar:

(1) Müller, Max Friedrich. Science of Languages. İngiltere’de 1861 ile 1863 yılları arasında vermiş olduğu konferans ve seminerlerden.
(2) Tunalı, İsmail. Estetik, Remzi Kitabevi. 6. baskı, Kasım 2001.
(3) Zülfikar, Hamza. Türkçede Ses Yansımalı Kelimeler. Türk Dil Kurumu yayınları: 628. Ankara 1995.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Türkçe'nin kökeni
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkiyenin En Güzel Türkçe Forumu :: Türkçe Dersi :: 8.Sınıf-
Buraya geçin: